geçmiş günlerde olanları, gördüklerimi aralara sıkıştırırım ama ben bugün anlatmak istiyorum.
bugün ilk kez okul namına bir şey yaptım ve Erasmus danışmanıma gittim.
(Şaka değil gerçek; tıpkısının aynısı. fazlası var eksiği yok. hatta fazladan bir de sol parmağında yüzüğü var.=) "sahibine" deyip mevzuyu kapıyoruz=))Seçmem gereken dersler hakkında azıcık konuştuk falan. 2 aylık Almanca kursu için iyi konuştuğumu söyleyip beni berhudar* etti=)
Burada en sevdiğim şeylerden biri bu. Erasmus"a İngilizcemi geliştirmek için geldiğimi söylediğimde; "hmm.. iyi konuşuyorsun aslında." ya da "sadece 2 ay Almanca gördüm" dediğimde "ona göre; iyi" demeleri. Bazen anlatmaktan, anlamaya çalışmaktan ve de anlatamamaktan yorulsam da çat&pat ilerliyor bir şeyler.
İlk günler resmen yorgun düşüyordum akşamları. Düşününce bir şeyleri anlatmaya çalışırken çok fazla beden dili kullanmanın da etkisi olduğuna kanaat ettim.=)
Konuşma olayı bazen çok karışık olabiliyor. Türkçe düşünüp, Almanca dinleyip, İngilizce konuşmak zorundayım=) Cümleye Almanca başlayıp, İngilizce tamamladığım da olmuyor değil hani=)

~ Clara-Zetkin Park ~
Şu sıralar haritalarla, şehir planı ve adreslerle çok haşır neşirim.(mecburen!) Her gün evrak işleriymiş, okulmuş, akşam buluşmalarıymış niyetine yeni yerler keşfetmem gerekebiliyor. sokaklarda elde adres, harita bit bit geziniyorsun. Pek hoş değil tabi.
İşte okulun adresini ararken de , hafta sonu gittiğim parkın yanından geçtim. Buradaki parklar öyle bizimkilere pek benzemiyor. Bildiğin kocaman çimenlikleri var. Piknik gibi gelip yayılıyorlar çoluk çocuk yaşlı genç. Hafta içi&sonu pek farketmiyor bunlara. Çalışma saatleri de bi ilginç olduğundan hep birileri oluyor yayılan. Pikniğe gelmişler ama yemek pek yok; öle bizdeki gibi mangallar, müzikler falan.. sakin sakin herkes. anlamıyorum nasıl bu kadar sessiz. çocukları bile sessiz oynamaya programlamışlar sanki. çok arada sırada duyuyosun yani.
Okuldan sonra da tramvayın yolunu bulmaya çalışırken; merkezin ortasındaki pazara düştüm. küçük ama. pazar her yerde aynı galiba. hemen "3€.. 5€" demeye başladılar ama boşuna=) anlamıyorum=) merkezde eve kadar taşımayacağımı anlayıp bakmaktan vazgeçmiştim ki; portakal ikram ettiler her ne kadar konuşamasam da=) aynı bizim karpuzcular gibi=)) C vitaminimi alıp döndüm eve yani=))
ama burada pazarlık* pek yok sanırız. Dilruba çiçek alırken yapmaya kalkıştı, tüm uyarılarıma rağmen ama adam yemedi, garip garip baktı hatta. neyse; öğrenmiş olduk.=)